Edebî bir eser...

Hz. Âdem'in yaratılışı, cennetten dünyaya indirilişi, ilk cinayetin işlenişi...

Olaylara kendince bir hikaye giydiriyor. Naklî kaynaklardan yer yer destek alıyor, ama hikayesi kendi iç dünyasından...

İşte kitaptan bazı alıntılar:

"Bu kadar çok "Hayır!" diyebilmek için ne kadar büyük bir "Evet!" demiş olmak gerekirdi."

"Görülmeyecek ne gerçeği, görülecek ne rüyası vardı?
Neye tanık olacaktı, neyi tamamlayacaktı ki düşmüştü bu devrana, bu dünya fenasına gelmişti?"


"Herşeyi gözden çıkarmış, bir o kadarını göze almış, neticede gözünü karartmış olabilirdi. Üstelik hakkı olmayana göz dikerek gözden düşmüş de olabilirdi."

"Sorusunda sormaktan çok cevap vardı. O da hepi topu bir isyandı: Neden?"

"Ayrıntıda akıllı, bütünü kavramada yetersiz."

"O kadar çok tekrarladı kendinde kendini ve eyleminin niyetini o kadar yüceltti ki, duyguları körleşti. Hiçbir şey hissedemedi."

"Ey oğul, dedi Âdem, vicdan, kaybetmeye en çok hakkımız olduğu anda koruyabildiğimiz şey değil midir?"

"Ne yaptığını bilip de ne yapacağını bilemeyenlerin çaresizliğiyle bekledi."

"Bir yol göster. Yaptığımın doğruluğuna dair duyduğum inancı geri ver. Sığdır kalbime eylemimin mantığını. Sustur vicdanımı. Bağla yine gözümü. Durdur yüreğimin atışlarını. Mühürle şu kalbimi. Ki dayanayım. Yoksa dayanamayacağım."

"Şu kenarda Habil ve Kabil kurmuşlar oyunlarını, bir cennet bahçesinde oynuyorlardı. Çocuklardı. Saflardı. Masumlardı. Derken yılansı bir ıslık yaklaşıyordu arkalarından. Sessizce sokuluyordu. Aldanıyorlardı. Ve her defasında cennetten kovuluyor, dünyaya düşüyorlardı."

"Öyle bir rüya ki, sonuna kadar görmekten başka kurtuluşu yok, bu rüyanın tabirinden başka uyanışı yok.
Kaçmakla çözülmez bu düğüm, göz yummakla bu muamma hallolmaz.
Anladı kör at, bu rüyadan, bu rüyayı yaşamadan uyanılmazdı. Yaşanacak nesi varsa hazırdı.
Gözlerini rüyasına açtı.
O anda dünyanın, bir bıçağın sırtında gayet açık ve yalın iki sözle,
tevilsiz ve tefsirsiz,
sade ve basit,
art anlamsız yan anlamsız,
dilin en duru bilgisiyle,
en temel kelimeleriyle ikiye ayrıldığını sezdi.
İyi ve Kötü,
Âdem'in kelimeler kitabının ilk iki kelimesiydi.
Hem mukaddimesi, hem hâtimesiydi."


Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Video @ dailymotion 

FARK ETMELİ İNSAN 

Farkında olmalı insan...
Kendisinin, hayatın, olayların, gidişatın farkında olmalı.
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen...

Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını
Ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,
Ölürken de aynı avuçların 'Her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli. 
Baskın yeteneğini fark etmeli 
Sonra... Azrailin her an sürpriz yapabileceğini,
Nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan 
Ve ölmeden evvel ölebilmeli.

Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte 
Ama kendisinin güzel hazırlanmış, mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli. 
Eşref-i mahlûkat (yaratılmışların en güzeli) olduğunu fark etmeli. 
Ve ona göre yaşamalı.


Gülün hemen dibindeki dikeni, 
Dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli. 
Evinde 4 kedi 2 köpek beslediği halde,
Çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli. 
Eşine 'Seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli. 

Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini, 
Ama arka sokaktaki komşusunun 
O beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli. 
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.

Fark etmeli! 

Ömür dediğin üç gündür,
Dün geldi geçti, yarın meçhuldür,
O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür…

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, Veri Yapıları ve Algoritmalar 1 ve 2 derslerinin ders notlarıdır. 

Derste kullanılan defter fotokopisinin bilgisayara geçirilmesiyle oluştu. Ayrıca ders kitabı olarak kullanılan Ellis Horowitz 'in "Fundamentals of Data Structures in C" kitabından da istifade edildi. Bir de dersteki diyaloglar eklendi.

Malum, piyasada Veri Yapıları alanında bir Türkçe kaynak boşluğu var. Bu notlar mühendislik öğrencilerinin bu ihtiyacını bir yere kadar görecektir. 

 

Bil233 - Veri Yapıları ve Algoritmalar 1 (Beta: tamamlanmamıştır)

Bil234 - Veri Yapıları ve Algoritmalar 2 (Hâlen yapılacak değişiklikler olmasına rağmen tamdır denebilir)

 

Ders notu deyip geçmeyin, küçük bi kitap gibi oldu. Önsözü bile var :D

 

Önsöz (vya2)

Elinizde bulunan bu ders notları,Hacettepe Üniversite Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde okutulan Veri Yapıları ve Algoritmalar 2 dersindeki konuları içermektedir. Yazılanlar, büyük ölçüde defterden, dersteki diyaloglardan ve ders kitabından (Ellis Horowitz – Fundamentals of Data Structures in C) alınmıştır

Oluşum…

Bu notlar; öncelikle Yasin KAVAK’ın, fotokopisi elden ele dolaşan Veri Yapıları defterinin sanal ortama aktarılmasıyla oluşmaya başladı. (Yasin KAVAK’a kalıcı teşekkürler…) Fotokopi makinelerinde gittikçe solan o siyahbeyaz sayfalar; şekiller renlendirilerek ve kodlar MinGW & Eclipse C/C++ editörlerinden âşina olduğumuz vurgu ve renklendirmelere uygun şekilde biçimlendirilerek daha ilgi çekici ve daha anlaşılır hâle getirilmeye çalışıldı.

Defterdeki notlarla yetinilmedi, 20082009 güz döneminde Mustafa hocamızın verdiği Veri Yapıları dersleri bilfiil takip edildi. Bu derslerde defterden fazla olarak edinilen birikim de notlara yansıtılmaya çalışıldı. Hocamızın, ‘görmüşgeçirmiş bir mühendisin genç meslektaşlarına birikimlerini aktarması’ sadedinde ders esnasında bizlere sunduğu ufuk açıcı görüşlerinin de yer yer dâhil edilmesi notları renklendirdi ve derse mühendislik ruhu, ders notlarına ayrı bir zenginlik kattı. Kendisine ait cümleler, belki ufak düzeltme ve uyarlamalarla, ama büyük çoğunlukla hocamızın ağzından, kendine has nükteli üslûbu özellikle korunarak aktarılmaya çalışıldı.

Tüm bunlara ek olarak; notlardan istifade etmek isteyenleri araştırmaya sevk etmede bir ilk adım, bir teşvik olması amacıyla ek bilgiler eklendi; konular Wikipedia ve Vikipedi ağırlıklı dış bağlantılarla beslendi. Arzu edenler, konuyla ilgili daha detaylı bilgilere açılan bir kapı olarak bu bağlantılara başvurabilecekler…

2009 ders yılında sınavlarda sorulan sorular ve öğrenci çözümleri de en sona bir ek olarak eklendi.

Amaç ve Sonuç…

Bu ders notunun oluşumu öncelikle kişisel fayda amaçlanarak başlamıştır. Daha sonra ise yalnızca herkesin faydalanabileceği bedava bir kaynakortaya koyma maksadının dışına taşmadan; severek isteyerek, içten gelerek, ama bir görev bilinciyle devam ettirilerek oluşturulmuştur. Sonuçta, yapanı da okuyanı da memnun eden güzel bir gayri resmi eser meydana gelmiş oldu.

Teşekkürler...

Öncelikle veri yapıları ve algoritmaların Bilgisayar Mühendisliği’nin can damarı mesabesinde olduğunu anlamamıza yardım eden Mustafa EGE hocamıza…

Dersin standardı hâline gelmiş defterinden bolca faydalandığımız Yasin KAVAK arkadaşımıza ve varsa kendisinin faydalanmış olabileceği, bilemediğimiz daha eski defter sahiplerine…

Yanlışları ve eksikleri çekinmeden söyleyen ve bu iyiliklerinden ötürü teşekkürü gerçekten hak eden tashihçi arkadaşlarıma…

“%60’a %40” sloganıyla yaptığımız işin bir kıymeti olduğunu zihnimde somutlaştıran girişimci ruhlu arkadaşlarıma… 

Notların oluşumu döneminde (özellikle sınav zamanlarında) her köşe başında beni yakalayıp memnuniyetlerini dile getirerek gazıma gaz katan, gayretimi diri tutan bölüm arkadaşlarıma…

Ve “İndirilme sayısı: 180” sayısına bir bir artırarak katkı yapan her ferde bir bir teşekkür ederim.

Muhammed DEMİRBAŞ - Ankara 2009

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

HUBBM haber grubunda yazmıştım:

Ben uzun süredir Opera kullanıyorum. Zaman zaman Firefox ve Chrome kullanma denemelerim de oluyor tabi. Firefox'a kötü diyemem. Ama bence Opera'nın eline su dökemez.

Şimdi anlatacaklarım biraz Opera methiyesi olacak ama baştan belirteyim komisyon falan almıyorum :) Sadece web tarayıcılarını tanımak için bi fikir alışverişi / beyin fırtınası olsun maksadıyla konuyu açtım.

Sadede gelelim. Bi kere Opera kullanımı rahat. Kendime evimde hissediyorum. Internet Explorar'da bi yere basacan da hemen yanlış bi şeyler olacak gibi diken üstünde duruyorsun. Firefox'ta da çok rahat ettiğimi söyleyemem. Bence en önemli etken budur, diyebilirim. Ve bunu uzun uzun açabilirim:

Opera'da daha rahat kullanım için düşünülmüş farklı özellikler var. Mesela Opera açıldığında Hızlı Erişim özelliği sayesinde kendi belirlediğiniz 9 siteye tek tıkla girebiliyorsunuz. Yer imleri ya da Sık Kullanılanlar gibi bi menüden site aramayla vakit geçirmiyorsunuz. (Tabi kullanmak isterseniz yer imleri de var) Buna benzer bi özellik Google Chrome'da var. Ama sık kullanılandığınız siteleri listeliyor. Sizin dahliniz yok.

Çoklu sekme özelliği: Artık her tarayıcıda var. Ama opera'da sekmeler açıkken Opera'yı kapatırsanız tekrar açtığınızda kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz. Firefox'ta yanlış bilmiyorsam buna benzer bi özellik 3. sürümüyle eklendi.

Sonra Opera'da oturum kaydetme özelliği var. Mesela bi A konusunu araştırırken 15 tane sekme açtınız. Bi de yeni bir pencerede B konusuyla ilgili 20 sekme açtınız. Bunları ayrı ayrı kaydedip daha sonra istediğiniz biriyle çalşmaya devam edebiliyorsunuz. Yani bir tıkla o kaydettiğiniz 20 sekme açılıveriyor.

Bi de belki küçük ama beni mest eden bi özellik: "Yapıştır ve git". Adres çubuğuna ya da "Google'da ara" çubuğuna bişey yapıştırdığınız zaman komutu göndermek için enter'a basmanız gerekiyor. Tabi bu diğer tarayıcılarda. Opera sizin yerinize enter'a da basıyor :)

Firefox'un eklentileri gibi Opera'nın da "bileşenleri" var. 3. parti gadgetlar...

Özel fare hareketleri olan bir tarayıcı daha bilmiyorum. Mesela farenin bir sol bir sağ tuşuna hızlıca peşpeşe basarsanız "İleri", önce sağ sonra sola basarsanız "Geri" komutu vermiş oluyorsunuz. Firefox'taki gibi klavyeden Alt tuşunu bulup basılı tutarken sol/sağ oklara basmak için başınızı klavyeye eğmeniz gerekmiyor. Ya da fareyle ekranın belli biyerindeki ileri-geri tuşlarına nişan almak...

Opera'da yolunuz açık. Herşey daha verimli, hızlı ve rahat çalışmanız için tasarlanmış. Çok güzel.

Ha bi de hız deyince en hızlı tarayıcı da Opera'ymış diye bi söylenti dolaşıyo... 

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Okulun kütüphanesinden aldım ve finallere aldırmadan bi çırpıda okudum. (ya da bi kaç çırpı diyelim)

Kitap, Linux'un mucidi-yazarı-babası olan Linus Torvalds'ın hayatını anlatıyor. Sıkıcı/soğuk bir biyografi çalışması değil, çünkü anlatan Linus'un kendisi. Bir sohbet havasında bitiveriyor koca kitap.

Sıkıcı değil dedim ama, kitap yazma fikrinin nasıl çıktığını anlatan tiyatrovâri ilk kısmı bitirmeden kitabı bırakıyor

dum az kalsın. Çok sıkıcı ve gereksiz gelmişti çünkü. Sonra takip eden bölümlerin tiyatro tarzı yazılmadığını gördüm ve kitaba bir şans daha verdim. Sabrettim, okumaya devam ettim.

İlk bölümün daha ilk sayfaları,  fikrimi değiştirmeye yetti: gerçekten"okunası kitap"tı. Linus'un esprili (belki sadece bilgisayar tutkunlarının espri anlayışı bağlamında esprili) üslubu, yaşanmış bir devrimin öyküsünü daha bir cazibeli kıldı. Kitap aktı, gitti. Son kısımlardaki bilişim hukuku/felsefesi yüklü sayfalara kadar da zevkle devam etti. Son sayfalar da belki kötü değildi, ama beni pek açtığını söyleyemem.

Linus, hayatımızdaki motivasyon kaynaklarını basitçe 3 maddede özetliyor. (Bu, kendi kuramı tabii ki...) :

1 - Yaşamda var olmak

2- Toplumda bir yeri, itibarı olmak; bir topluluğun parçası olmak.

3- Eğlenmek

Linux'un nasıl olup da gönüllü binlerce kişi tarafından bu kadar benimsenerek hiç para almadan geliştirildiğini bu bağlamda açıklıyor. "Bilgisayarı olan herkes az-çok "yaşamda var" olacak refah seviyesindedir. Bilgisayar delileri, gününü odasına kapanıp bilgisayarının başında geçiren kişiler olduğu için Linux için kod geliştirdiklerinde hem bir oluşumun parçası olmak suretiyle toplumsallaşma güdüsüyle güdülenmiş oluyorlar; hem de bu onlara zevk veriyor, eğleniyorlar." diyor.

Elbetteki anlatmaya daha öncesinden, tâ çocukluğundanbaşlıyor.

7 yaşındayken, İstatistik profesörü olan dedesinin onu kucağına oturtup klavyeden bilgisayara yazılması gereken istatistikle ilgili şeyleri girdirdiğini...

Dedesi öldüğünde ise bilgisayarın yeni sahibinin tartışmasız kendisi olduğunun ailece kabul edildiğini...

10 yaşlarında, akranları bilgisayarla henüz tanışmamışken, Assemblydiliyle kendisine bilgisayar oyunları yazdığını...

Çocukluğunu bilgisayar başında oturarak ve (tâ üniversitede asistan olana kadar) kız arkadaşı olmadan geçirdiğini...

Annesinin "Linus'u yetiştirmek çok kolay oldu. O dolabında bilgisayarıyla sürekli haşir-neşirdi. Arada bir içeri makarna atarsanız mutlu oluyordu." dediğini...

Bilgisayar sektörünün donanımlar açısından ilerlemesiyle bilgisayarını yükseltme gereksinimi duyduğu için taksitle bilgisayar aldığını...

3 yıl boyunca ödeyeceği taksitlerin 1 yıl sonra Linux çıktığında Linux severler arasında toplanan parayla ödendiğini...

Linux projesinin ilk başta kendi kişisel kullanımı için bir terminal emülasyonu olma niyetiyle oluştuğunu...

İşletim sistemine dönüşünce ona hem FreeX'i çağrıştıran hem de sefiller manasına gelen Freaks ismini vermeyi düşündüğünü...

"Hayatımı değiştiren kitap" dediği "Operating Systems - Design and Implementation" kitabının yazarı ve Minix'in de programcısı olan Andrew Tanenbaum ile e-posta listelerinde yaşadıkları gerginlikleri...

Linux kullanıcı kitlesi çığ gibi büyürken artan şöhretin kendisini pek de değiştirmediğini (ama şöhretin iyi bişey olduğunu)...

Ve günün birinde -belki 20 yıl sonra- Linux'un devrinin de kapanıp yerine Fredix ya da Diannix gibi bir isimle yepyeni fikirlerle yeni bir işletim sisteminin çıkmasını memnuniyetle karşılayacağını...

Yine de o gün, işlerin eskisi gibi olmayacağını, Linux'un dünyaya önceden yapılamayacağı iddia edilen yeni bir şeyler öğrettiği gerçeğinin kendisine huzur verdiğini...

Ve hayatıyla, gelişmeler karşısındaki tavrıyla, piyasayla ve hacker'larla ilgili daha birçok ayrıntıyı kitabında paylaşıyor.

Mesleğini seven ve eğlenceli bulan tüm bilgisayar tutkunlarına tavsiye ederim;

Yalnızca eğlenmek için...

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Kasperksy Internet Security 2009'u yasal olarak 30 gün deneme hakkımız var, malumunuz. "Deneme sürümünü etkinleştir"komutuyla 30 gün deneme hakkı kazanıyorsunuz.

30 gün bitince güncelleme işlevi vs. kapanıyor ve program kullanışsız hale geliyor. Bunu aşmak için ya 30 günde bir format atacaksınız ve programı yeniden kuracaksınız ya da Kaspersky Trial Resetprogramını kullanacaksınız:

Kaspersky 2009 Trial Reset v2.3 [Dropbox] 

 

NOT: Kaspersky'nin kendini koruma (Enable self-defence) seçeneğini devre dışı bırakmalısınız.

Ben bizzat denedim, gerçekten çalışıyor. İlk seferde veri tabanı bozuk (database corrupted) hatası alırsanız Trial Reset'le bir daha sıfırlayın, düzeliyor.

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Harddiskte yer açmak için "Bazı dosyalarını sil kardeşim" klasik çözümünden başka bildiğim birkaç yol var:

1- TEKRARLI DOSYALARI TEMİZLEYİN:

Harddiski dolan birinin muhtemelen tekrarlı dosyaları vardır. Yani aynı dosyadan bi oraya bi oraya kopyalamışsınızdır. Tekrarlı dosyaları çeşitli kriterlere göre tarayıp bulan ve silmenize imkan veren bir sürü program var.

Bununla ilgili şurda yazmıştım, tavsiye ettiğim programın linki de orda:
http://mdemirbas.com/Post/11/Tekrarli-Dosyalari-Temizlemek.aspx

Kullanımı da burda:
http://mdemirbas.com/Post/12/Duplicate-File-Detective-Kullanimi.aspx

KISACASI: yukardaki iki linke girin, programı indirin, kullanımını okuyun ve bi temizlik yapın.


2- ESKİ SÜRÜM DOSYALARI SİLİN:

Programlar güncellenmeye devam ederken sizin güncellemeye özen gösteremediğiniz bir program arşiviniz varsa hem yeni sürümlerin, hem de hiç yüzüne bakılmayan -hatta "Lütfen yeni sürüm indirin artık!" deyip çalışmayan- eski sürümlerin diskinizde yer işgal ettiğini görürsünüz. Bunları temizlemek için otomatik bi yöntem şu an bilmiyorum. Fakat FileTool gibi ufak araçlarla program dosyalarının sürümlerini döküm almak mümkün, ordan bişeyler yapılabilir.


3- HİÇ BİR ŞEY SİLMEDEN YER AÇIN: 

Herkesin merakla beklediği noktaya gelelim. İnsanın fıtratında mündemiç sonsuzluk duygusunun tezahürü mü demeli, yoksa birşeylerden fedakarlık etmeyi göze alamamaya rağmen hep daha fazlasına sahip olma hırsı mı bilmem, ama bir gerçek var ki herkes hiçbir şey silmeden harddiskim genişlesin istiyor -ben de dahil-.KISMEN DE OLSA BU MÜMKÜN! Özellikle büyük kapasiteli harddiskler için bahsedeceğim yöntemle -tahminen- ortalama 10GB kadar yer açabilirsiniz.

Programın adı: Smart HDD Stretcher. İnternette aratıp indirebilirsiniz.

Yaptığı iş, NTFS dosya sistemli diski sıkıştırmak. Elbette bunu elle yapmanız da mümkün, ama hiç tavsiye etmem. Allah kimseyi Microsoft'a mecbur bırakmasın. Amin. 

"Sıkıştırma da nola ki?" diyorsanız kısaca söyleyeyim. NTFS dosya sisteminin sağladığı bir özelliktir, WinRAR'la WinZip'le alakası yoktur. Sıkıştırırsam geç mi açılır ki diye düşünmeyin, gecikmeyi fark edemezsiniz bile! Kazanacağınız yere değer. Özellikle metin içerikli belgelerinizde yüksek bir sıkıştırma oranı elde edebilirsiniz.

KISACASI: NTFS dosya sistemli diskinizi sıkıştırarak yer kazanmak için Smart HDD Stretcher programını indirin.


4- GÖZÜNÜZÜ BAŞTAN AÇIK TUTUN:

Bir diski alınca kullanmaya başlamadan önce zannediyorum bir çok kişi formatlar. Yeni aldığı elbiseyi yıkamadan giymemek gibi bişey bu :)

Ama formatlarken çoğumuz öntanımlı ayarlara hiç dokunmadan dümdüz gideriz. Fakat "Ayırma Birimi Boyutu" diye birşey var ki, eğer 4096 seçerseniz diskiniz 4MB'lık parsellere ayrılıyor ve hiçbir şekilde bir parsele iki dosya konmuyor. Ama 512 seçince 0.5MB'a sığmayan dosya elbette diğer parsele taşıyor ama 4MB'lık parsellerde olduğu gibi koca koca yer kayıpları olmuyor. Söz gelimi 1byte'lık dosyayı 4096'lık parsele koyarsanız 4095byte israf ettiniz. Ama 512'lik parsele koyarsanız 511byte zayi oldu. Onun için diskinizi formatlarken ayırma birimi boyutu olarak mümkünse 512, olmuyorsa (disk boyutu büyüdükçe parsellere de bi alt sınır gelmeye başlar) olabildiğince küçük sayılar seçin.

KISACASI: Diski formatlarken ayırma birimi boyutunu olabildiğince küçük ayarlayın.


5- KARINCA SÜRÜSÜ GİBİ DOSYALAR:

Çok sayıda ama boyutu küçük dosyalarınız varsa, örneğin bir web sayfasını kaydettiğinizde resimler vs. gibi ıvır zıvır bir sürü ufak dosya da yanında kaydedilir, bu dosyaları 4. maddede bahsedilen sebepten ötürü büyük tek bir dosya haline getirmeniz tavsiye edilir. Bunu yapmak için WinRAR'ı kullanabilirsiniz.
Sıkıştırma yöntemini "En iyi" seçtiğinizde fark edilir derecede fazla sıkıştırır. Tabi ki sıkıştırma-çözme süreleri de bi miktar artar.

Katı-Arşiv seçeneğini seçin. Bu durumda da 30. sıradaki dosyaya erişmek için ilk 29'unun da çıkarılması gerekir.
Kendi ihtiyacınıza, dosyalarınızı kullanma sıklığınıza göre üstteki seçenekleri değerlendirebilirsiniz. Eğer ben bu dosyaları sürekli kullancam bana bi çare diyorsanız Katı arşiv demeden "Depola" seçeneğiyle arşivleyin. Arşivleyin diyorum çünkü bu şekilde sıkıştırma yapılmıyor, adeta hepsi tel bir dosyada birleştiriliyor.

KISACASI: Dosyalarınızı erişim kolaylığı da sağlayacak şekilde gruolandırıp uygun seçeneklerle RAR'layın.


6- BİLGİYİ ESİRGEMEYİN:

Eğer bunların dışında söyleyeceğiniz kayda değer şeyler olduğunu düşünüyorsanız lütfen bizden de bu bilgilerinizi esirgemeyin.

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Fundamentals of Physics 7Th Edition (Halliday & Resnick)  24.5 MB

[Halliday-Resnick-Walker] - Fundamentals of Physics (pdf)

Solutions (Halliday & Resnick)  15.75 MB

[Halliday-Resnick] Fundamentals of Physics 7Th Ed. Solutions (pdf)

 

SerwayPhysics 6th Edition  39.4 MB

Serway_Physics_6th_Edition .(pdf)

Solutions (Serway)  24.1 MB

Serway_Physics_6th_Edition_Solutions (pdf)

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

PDF dosyalarının şifresini kırmak için bir program

2.72 MB

PDF_Password_Remover 3.0

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

"10 Parmak" isimli program Türkçe kelimelerle alıştırma yapmanızı sağlıyor. Fakat TypingMaster programıyla kıyaslanamaz. TypingMaster oldukça kaliteli bir program. Türkçe klavyenizi de görüyor, bu noktada sıkıntı yok. Tek dezavantajı alıştırma yaptığınız kelimelerin Türkçe olmaması. Yani kelimeler İngilizce, klavye değil. Aslında bu bir dezavantaj değil, aksine bir avantaj. Çünkü 10 parmakta önemli olan okuduğunuz harfleri dıştan veya içten"seslendirmeden" "gördüğünüzü" yazabilmektir.

Bu bakımdan TypingMaster'ı şiddetle tavsiye ederim.

10ParmakProgramlari | 11.8MB
10 Parmak v.1.1
10 Parmak v 2.0
TypingMaster v7.01 Setup
TypingMaster v7.01 Portable

10ParmakProgramlari.rar [dropbox]

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Arama
  Ara
Takip
Sayfalar
Tag Bulutu
Bağlantılar