BİL233 Veri Yapıları ve Algoritmalar 1

PDF: http://dl.dropbox.com/u/1211217/bbm/BIL233%20VYA.pdf

(mizanpajın kaymayacağı ve tasarlandığı gibi görüneceği garanti edilir, ama en güncel hali olmayabilir)

 

DOC: http://dl.dropbox.com/u/1211217/bbm/BIL233%20VYA.docx

(açıldığı bilgisayarın konfigürasyonuna göre mizanpaj kayabilir ve fontlar değişebilir, ama yukarıdaki PDF'ten daha güncel olması muhtemeldir)

 

Kaynak Kod: http://dl.dropbox.com/u/1211217/bbm/Bil233_Source.rar

 

BİL323 İşletim Sistemleri 1

http://dl.dropbox.com/u/1211217/bbm/BIL323%20OS.docx

 

BİL339 Programlama Dilleri

http://dl.dropbox.com/u/1211217/bbm/BIL339%20PD.docx

 

BİL353 Veri Yönetimi

http://dl.dropbox.com/u/1211217/bbm/BIL353%20VY.docx

 

Diğer Belgeler

Bil233 VYA - 2009 Vize 1 Cevabım:

http://dl.dropbox.com/u/1211217/bbm/Bil233VYA_2009_Vize1Cevap.c

 

Bil233 VYA - 2009 Final Soruları ve Cevaplarım:

http://dl.dropbox.com/u/1211217/bbm/Bil233VYA_2009_FinalSorularCevaplar.txt

 

MIT - Introduction to Algorithms [PDF]

http://dl.dropbox.com/u/1211217/bbm/Algorithms/Introduction_To_Algorithms__2nd_Ed._.pdf

 

Bil233 VYA - Geçen seneki ders notu (Beta olan)

http://dl.dropbox.com/u/1211217/urettiklerim/vya/Veri%20Yap%C4%B1lar%C4%B1%20ve%20Algoritmalar%201%20%28Beta%29.pdf

 

Bil234 VYA - Geçen seneki (2. dönem) ders notu

http://dl.dropbox.com/u/1211217/urettiklerim/vya/Veri%20Yap%C4%B1lar%C4%B1%20ve%20Algoritmalar%202.pdf

 

Programlama Lab için Rapor ve Ödev Rehberi

http://dl.dropbox.com/u/1211217/bbm/Lab%20%C3%96dev%20Rehberi.docx

Sakındığın göze çöp batarmış. Şu sıralar bilgisayarım âfâki ve enfüsî belâlalara maruz kalmakta. Ne de olsa imtihan dünyası...

Programlama Lab. için Ubuntu kurmuştum, 2-3 gün çalıştı ve bir sabah ansızın göçtü! Açılırken siyah ekranda kalıyordu. Çözemedim, bari sileyim dedim.

Windows'ta iken EASEUS Partition Master programı ile Ubuntu'nun kurulu olduğu diski silecek, Windows diskimi de biraz genişletecektim. Kuyruktaki işlemlerin tamamlanması için reboot gerektiği mesajını aldım. Sistem diskiyle ilgili işlem yapılacağı için gayet doğal karşıladım ve onayladım.

Bilgisayar yeniden başladı ve Ubuntu diskim silindi. Ama sistem diski (C:) genişletilemedi, "Belki disk birleştirme (defrag) işlemi sonrasında tekrar denemelisiniz." mealinde bir uyarı aldım.

Birleştirme yapmak üzere Windows'u açma niyetiyle bilgisayarı yeniden başlattım. Fakat Grub Loader, silinen diske erişemediğinden dolayı haklı olarak "Diski bulamıyorum." diye hayıflandı. Demek ki, boot sırası Ubuntu diskimde kayıtlıymış.

Kara gün dostu 'Hirens' CD'sini taktım. MBR, EMBR falan ne varsa sıfırladım. Can havliyle yaptığım bu şuursuz işlemler yapıcı olmaktan çok yıkıcı olmuş ki, artık hard disk hiç görülmüyor. Sanki bilgisayara bağlı bir disk yok!

Hirens'i çıkardım, Ubuntu'yu taktım; onu çıkardım Windows 7'yi taktım... Nafile! Windows 7 ile repair seçeneğini seçince Sistem diskimi görüyordu, fakat sabrımı aşkın bir süre bekletiyordu.

C:'de kurulu düzenimi kaybetmek istemiyordum. O yüzden format atmaksızın Windows kurmaya karar verdim. Böyle yapınca "Program Files", "Documents and Settings", "Windows" gibi sistem klasörleri "Windows.old" isminde bir klasöre taşınıyor, sonra Windows kuruluyor.

Windows'u bu şekilde kurduktan sonra bilgisayarı Hirens CD'si ile açtım. Windows.old klasörü içindeki dosyaları yeni gelenlerin üstüne yapıştırdım. Yani C:\Windows.old\Windows klasörünü C:\Windows klasörü üzerine vs... Bu arada "Erişim engellendi." uyarısına sebep olan dosyaları da "Unstoppable Copier" programı halletti.

Şu an Windows'um açıldı. Eski düzenim duruyor, fakat masaüstümde "Bu Windows kopyası orjinal değil" mesajı... İki-üç kez yeniden başlatana kadar Windows seri no'mu giremiyordum, çünkü Bilgisayarım'ın özelliklerinde seri no girme yeri yerinde yoktu. İki-üç kez yeniden başlatınca yerine geldi ve şifremi girince herşey düzeldi.

Yine de bir-iki rahatsız edici şey var. Açılırken run-time hatası veren bir program, her başlangıçta çıkan Office Visio 2007 başlıklı yükleme yapıyor kılıklı kutu, kazara silinmiş fontlar yüzünden abuk subuk gözüken bazı diyaloglar, yazılar...

Kör-topal, ama olsun, buna da şükür. Tam ödev döneminde göçüşlerde kalmadık, başımızı sokacak bir Windows'umuz bari var artık... :)

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 1 Yorum Yorum Yaz

Motivasyon

Ders notlarımı bilgisayara geçerken başıma gelen bir şeydir; bir çok vakit ve emek verip yazdığınız bir Word dosyası nasıl olursa olur bozuluverir ve bir daha açılmaz. Emekleriniz boşa gitmiş, aynı yolu tekrar yürümeniz gerektiği düşüncesiyle gelen bıkkınlık ve hayal kırıklığı yanınıza kâr kalmıştır.

Böyle bir duruma düşmemek için sık sık yedek alabiliriz. Faraza, 10-15 dakikada bir yedekleme yapabiliriz. Bu sayede dosyanın bozulmadan önceki en son sağlam hali bir yerlerde durur, bozulma durumunda son sağlam halini geri alırız.

Bahsedilen şekilde bir yedekleme işlemini Windows'ta, WinRAR ve Notepad ile kolayca yapabiliyoruz.

İş Planı 

Yapmak istediğimiz işlem; "D:\Kaynak\" klasöründe bulunan "Önemli.doc" dosyasını "D:\Yedek\Önemli\" klasörü içine o anki tarih ve saat bilgileriyle birlikte kopyalamak olsun. Bunu, tek bir tıklama ile başarmak istiyoruz.

Örneğin, 14 Kasım 2009, saat 00.30 itibariyle bir yedekleme yapmak istersek "D:\Yedek\Önemli\" klasörü içinde ismi "2009-11-14_0030_01.rar" olan bir arşiv oluşturacağız. Bu arşivin içinde tabii ki dosyamızın bahsi geçen andaki kopyası bulunacak. Aynı dakika içinde ikinci bir yedekleme daha yaparsak dosya adının sonundaki 01, 02 olacak: "2009-11-14_0030_02.rar"

Komutlarımızı Yazalım

1. Asıl işi yapacak olan WinRAR'dır. Biz sadece gerekli parametrelerle WinRAR'ı çalıştıracağız.

        WinRAR a -agYYYY-MM-DD_HHMM_NN -ibck -m5 -r -ep -s "D:\Yedek\Önemli\" "D:\Kaynak\Önemli.doc"

Parametrelerin açıklamaları;

a       Arşive ekleme komutu

-ag    Dosya adını belirtmeye olanak veren anahtar. Formatımız: Yıl-Ay-Gün_SaatDakika_No

-ibck  İşlemler arkaplanda yapılacak

-m5   Sıkıştırma derecesi: 5=En iyi, 4=İyi, 3=Normal, 2=Hızlı, 1=En hızlı, 0=Sadece depola.

-r       Alt klasörler de dahil (Bizim örneğimizde bir etkisi yok)

-ep    Dosyaların içinde bulunduğu yol bilgisi atılır.

-s      Katı arşiv. Daha küçük boyutlu bir arşiv oluşur, fakat 10. dosyaya erişmek için ilk 9 dosyanın tek tek geçilmesi gerekir.

"D:\Yedek\Önemli\"         Hedef klasör

"D:\Kaynak\Önemli.doc"   Yedeklenecek dosya

2. Yedeklemek istediğimiz dosya kilitli ise, WinRAR hata verecektir. Örneğin dosyamız Word'de açık iken yedekleme yapamayacağız. Her seferinde Word'ü kapatma külfetine katlanmak yerine dosyamızı yedeklemeden önce başka bir konuma kopyalayacağız, yolu ordan göstererek yedekleyeceğiz, sonra kopyaladığımız dosyayı sileceğiz.

Herşeyden önce, yedekleme yapacağımız klasör yoksa oluşturmalıyız. (Varsa bile bu komutun zararı olmayacaktır):

        md "D:\Yedek\Önemli\"

Asıl dosyamızı bu konuma kopyalayalım (hedef yolun sonundaki slaş'a dikkat):

        copy "D:\Kaynak\Önemli.doc" "D:\Yedek\Önemli\"

Şimdi az önce hazırladığımız WinRAR komutunu girelim. WinRAR'ın tam yolunu girmeliyiz:

        "C:\Program Files\WinRAR\WinRAR.exe" a -agYYYY-MM-DD_HHMM_NN -ibck -m5 -r -ep -s "D:\Yedek\Önemli\" "D:\Yedek\Önemli\Önemli.doc"

Pisliğimiz temizleyelim, arkada gereksiz kalıntı bırakmayalım:

        del "D:\Yedek\Önemli\Önemli.doc"

Dosyamızı Oluşturalım

Komutlarımızı Notepad'e yazıp sonra da "Farklı Kaydet" seçeneğiyle ".bat" uzantılı olarak kaydetmemiz gerekiyor. Bunu yapmak için dosya türü olarak "Tüm dosyalar" seçmeli, dosya ismi olarak yazdığımız ismin peşine de ".bat" uzantısı eklemeliyiz.

Bir not; eğer dosyayı burda anlatılandan farklı bir yolla oluşturduysanız ve dosya çalışmıyorsa kodlaması ANSI değil, Unicode olabilir.

Topluca...

Kodumuz;

        md "D:\Yedek\Önemli\"

        copy "D:\Kaynak\Önemli.doc" "D:\Yedek\Önemli\"

        "C:\Program Files\WinRAR\WinRAR.exe" a -agYYYY-MM-DD_HHMM_NN -ibck -m5 -r -ep -s "D:\Yedek\Önemli\" "D:\Yedek\Önemli\Önemli.doc"

        del "D:\Yedek\Önemli\Önemli.doc"

Daha İlerisi...

Dosyamız çok önemli ise bilgisayarda farklı bir konuma kopyalamak bizi tatmin etmeyebilir. İnternete de yedekleyip -Allah korusun- harddiskimiz bile yansa dosyamızı kaybetmemek isteyebiliriz. Bunun için ise;

1. Bir Dropbox hesabı alınır, 2GB ücretsizdir. Benim referansımla alınırsa memnun kalınır :D :

        https://www.dropbox.com/referrals/NTEyMTEyMTc5

2. Yedekleme klasörü dropbox klasörünün içine konulur, koddaki yollar uygun şekilde düzenlenir:

        "D:\My Dropbox\yedek\Önemli\"

3. Arka planda Dropbox programı açık olduğu her zaman yedekleme sonucu oluşturulan dosya anında internete yüklenecektir. (tabii ki internete bağlı iken)

Sonuç

Komut dosyamızı masaüstüne koyarız, istediğimiz an tıklarız, yedeğimiz anında internete yüklenir, kafamız rahat olur.

 

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Programlama Programlar
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

İki gün önce idi. Bir sınav akşamı... Karnımı özel bir menü ile 'ölmeyecek kadar' doyurduktan sonra sadık dostum dizüstü bilgisayarımın huzurunda keyifle çayımı yudumlamakta idim ki, sakar ellerim her zamanki gibi ani ve hızlı bir hareket yaptı. Düşüncesizce ve de insafsızca şamarladığım masum çay bardağı neye uğradığını şaşırdı ve haklı olarak dengesini kaybetti. Kaybetmekle kalmadı, zavallı bardak olayın şokuyla bir miktar çayı da klavyemin 'enter' bölgesine kustu. Oturaklı bardakmış, hemen kendini toparladı ama iş işten geçti bir kere...

Ben şimdiye kadar hep bilgisayarının karşısına geçip çay içen, hem de gözünün ta içine baka baka çay içen, hem de çayı tek başına içen, bilgisayara bir yudum bile tattırmayan gaddar bir son kullanıcı olarak bu 'paylaşım' anında nasıl bir tepki vermem gerektiğini hemen kestiremedim. Benim bardağımdan ve benim çayımdan içmeyecektin dostum! Sadık dostumdan bunu beklemezdim. Bunu yapmamalıydı!...

Kısa bir duygu mağlubiyeti anından sonra tabii ki, hemen aklımı başıma toplayarak hızlı bir acil eylem planını bir taraftan yaparken bir taraftan da uygulamaya koyuldum. Öncelikle açık olan dosyalarımı itina ve teenni ile kaydedip kapattım. Hiç mi hiç acele etmeden... Daha sonra hızla ama panik yapmaksızın "Windows'u kapat" komutu vererek bilgisayarın kapanmasını bekledim. Sonra -nerden aklımda kalmış bilmem- pili çıkarmam gerektiğini anımsadım, şarjı ve pili çıkardım. Bilgisayarı da yan çevirdim ki klavyeden giren sıvı, CD-ROM'dan aksın. Çalışırken yağmur sesi çıkaran emektar CD-ROM'dan bu kez çağlayanlar misali bir kaç damla sıvı döküldü...

Bu sırada benden şuursuzca sadır olan âh-u enînleri işiten arkadaşlarım hemen yardıma koşarak bilgisayarı yüzüstü kapamam gerektiğini söylediler. El birliğiyle yüzünü yere getirdik keratanın. Ee, bu da ilahi adalet... Benim çayımı içmek ha!

Bir süreliğine pişmanlığa bulanmış intikam hislerimi zevk ettikten sonra sadık dostumu öyle iki büklüm görmeye daha fazla dayanamadım. Ne de olsa gece gündüz yüz yüze bakıyoruz, bir hukukumuz var hani... Şefkatle tutup kaldırdım ve güç düğmesine bastım. Ama o da nesi? Bir göz kırpıp kapanıyor. Tekrar deniyorum, bir göz kırpıp kapanıyor. Anlaşılan çok gücendirmişim. Bir süre kendi haline bırakmanın kendini toparlaması açısından iyi olacağını düşünüp yüzüstü terk ettim onu...

Bir süre başka şeylerle uğraştım, ama içim kıpır kıpır... İçimde git gide kasvete dönüşmekte olan endişemi yenmek üzere tekrar başına gittim. Hayır, nafile...

Uyku, endişeleri siler götürür. Anlaşılan bizim vefakara da bir uyku lazımmış. Sabah olduğunda çok şükür artık açılabiliyor, ama görüntü vermiyordu. Zamanın ne denli tesirli bir ilaç olduğunu daha yeni tecrübe etmiş olduğumdan akşama kadar bekleme kararını vermekte tereddüt etmedim.

Nihayet akşam oldu. Evin yolunu korku ile ümit arasında bitirip, dizüstümün başına dikildim. Zor zamanlarda daha bir ihlasla çekilenlerden bir kaç besmele çekerek pilini takıp, adeta saniyeler sindire sindire geçsin istercesine yavaşça düğmesine dokundum. Hani o bitmek bilmeyen kısacık anlar var ya, onlardan biri... Bu ses, çarpan kalbimin sesi mi, yoksa fan sesi mi? Ya da kalbimde birlikte çarpan bir kalbin sesi mi demeliyim... Ve işte "Exper" yazısıyla bembeyaz bir tebessüm çıkıyor ekranda; benim de çehremdeki soğuk kırılıp gidiyor bir anda. Besmeleler, yerini hamdelelere bırakıyor...

Bu küçük ekran böylesine renkli, bu çığırtkan fanın sesi böyle ahenkli miydi? Ufaklığın açılmasını dakikalarca beklemek bu kadar zevkli miydi? Ne zevk, ne zevk, hamdolsun ya Rabbi!

Ama yine de içim rahat etmedi. Ya ilerde bir aksaklık çıkarsa? O zaman en absürt konulara varana kadar herşeyin tartışılmış olduğu internette elbette bu konu da vardır, diyerek kısa bir Google araştırması yaptım. "İlk 15-20 saniyede kapattın kapattın, yoksa anakartı unut." diyeni mi ararsın, sıvı dökülünce 4-5 saat çalıştırıp bir daha ömür billah çalıştıramayanı mı... Ben gene orta yollu bir tavır sergilemişim.

Ters çevirmek isabetli bir davranışmış, yoksa anakartın bir yerleri oksit mi ne kapıyormuş. Grip gibi birşey herhalde... Saç kurutma makinesi kullanmanın da zarar vereceği söyleniyor. Kesinlikle doğru! Hem ıslat hem üşüt, tabi hasta olur. Sonra tamamen kurutmadan açmamak gerekiyormuş, şükür o da sorun olmadı.

Şimdi tek problem şekerden yapış yapış olduğu için rahat basmayan tuşlar, ayrıca rahat açılmayan CDROM... (çaya çok şeker atmam bu arada) Bu problem de galiba yaza yaza biraz aşıldı, zaten temizleyecektim...

Kıssadan hisse: Siz siz olun, bilgisayara sıvı yanaştırmayın. Canı çeker, içiverir mazallah...

 

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kişisel
Yorumlar : 6 Yorum Yorum Yaz
Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü 
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;

Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;

Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,

Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,

Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;

Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;

Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;

Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde 'dayan' diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;

Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;

Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;

Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;

Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;

Yeryüzü ve üstündekiler senindir

Ve dahası

sen bir İNSAN olursun oğlum...
Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kategorilenmemiş
Yorumlar : 3 Yorum Yorum Yaz

Ümit

15
Oct
Bazen 'kararlaştırılmış bir iş'tir, bazen kararsız bir bekleyiştir, ümit!
Kabul kapısı açılana kadar dinmeyen bir Âdem yakarışıdır bazen...
Bazen sahralar ardında bir Yakup bekleyişidir...
Ve nihayet sergüzeşt-i ömrün, uğruna heba edildiği bir gaye-i hayaldir.

Utangaç bir âşıkın, mâşukunun bir anlık bakışında derin manalar ararken tuttuğu duygu dalıdır, ümit...
Şefkatli efendisinden her nasılsa kaçmış bir kölenin yaban ellerden eve dönüş yoludur, ümit...
Kaçılası bir şeyden kaçacak yer kalmayınca sığınılacak tek limandır, ümit...
Ayakların toprağa bastığı demde gözlerin ufka aktığı andır, ümit...

Terkibinde nice duygular iç içedir: sessiz bir hüzün, çekingen bir aşk, itirafkar bir acz, çocukça bir sevinç...
Esasen ümit; büsbütün çocukçadır, masumdur. Kimin içinde ümit varsa, onun dudak ucunda tebessümle hıçkırık yan yana bekler. Sıcak bir bakışla kabarmaya hazırlanan gamzeler, bir esintiyle sönüverir. Adeta her saniyede kırk kez gülüp kırk kez ağlamaktadır.
Ümit besleyenin his dünyası zengindir. İşte o yüzden ümit, insanın kaybedebileceği en son şeydir. Onsuz, insanın bir yanı eksiktir, diğer yanı ise arızalıdır. İşte o yüzden ümit hırsla, sevgiyle, titizlikle ve büyük bir gayretle korunmalıdır. Kıymetli bir hazine gibi, aciz bir bebek gibi, derin bir sevgili gibi... Ümit korunmalıdır...

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kişisel
Yorumlar : 2 Yorum Yorum Yaz
Yine düştüm işte. Belimi doğrultmaya kalmadan tekrar düşüyorum. Halimi anlatmaya çalışmak, konuşmak için konuşmak oluyor. Herşey ortada. Konuşmak değil çalışmak lazım. Ama anlatınca belki de kafamı toparlıyorum. Ya da kendimi böyle avutuyorum. Anlatma ve yazma isteğimin altında belki de başka niyetler var. Belki değil aslında... Kesinlikle başka niyetler, sebepler, ahlaklar var. İnsanın bir ahlakı her işine sirayet ediyor. Herşeyde kokusunu belli ediyor. Kendisi bile anlayamıyor.

Hakk! Ne eksik, ne de fazla söylemek... Tamı tamına olduğu kadar... Neyse o! Öyle bir söyleyiş için nasıl bir bakış, nasıl bir anlayış lazım? Ömerî... Fârûkî... Hak ile batılı ayıracak keskin bir bakış. Aldatıcıların aldatmasına kanmayacak bir idrak... Herkese "Sen de haklısın." demek olmaz ki! Haksıza "Haklısın." demek haklıya haksızlık etmektir. Hem de hakkın kendisine haksızlıktır, sadece haklıya değil. Belki de bu yüzden hakkı yenen biz olduğumuzda bile hakkımızdan feragat etmemiz tasvip edilmiyor. Zulme rıza göstermek oluyor. Kendimiz için değilse de hakkın kendisine haksızlık edildiği için hakka sahip çıkmamız gerekiyor.

"Her aklına geleni söylemek, yalan olarak yeter." denmiş, biliyorum. Fakat geldiği gibi konuşunca içimdekileri olduğu gibi dökebiliyorum. İçinde bulunduğum hal neyse, iyi olsun kötü olsun, o ortaya çıkıyor. İyi zannettiğim kötü haller olabilir. Kötü zannettiğim iyi haller olabilir. Ama olduğum gibi olursam kendimle barışık olurum. Böylece problemlerimi kendimle konuşarak ve anlaşarak çözebilirim.

Hep başkalarıyla konuşuyoruz. Bazen birisini ikna etmeye, bazen birisini birşeye inandırmaya çalışıyoruz. Bazen birinden birşey istiyoruz. Bazen birisine birşeyi yapmamasını söylüyoruz. "Sen öyle diyorsun ama şunu göz önünde bulundurmuyorsun, farkında mısın?" diyoruz. Bunları kendimize neden söylemiyoruz?

Ben de çoğu zaman yapamıyorum ama yapınca çok güzel oluyor. İç-dış bütünlüğü burdan çıkıyor. Farklı davranış alanlarında farklı insan olmuyorsunuz. Kurt adam gibi... Gündüz halim, selim, sevecen; gece katı ve saldırgan... Gözlemlediğim kadarıyla insanlar hava kararınca daha farklı davranıyorlar. Sanki gündüz güneş gibi herkese açık, gece olunca sizi duymuyor ve görmüyorlar. Belki herkeste bir nevi kurt adamlık var. Farklı davranış alanlarında farklı karaktere bürünmek, bir nevi kurt adamlıktır. Merak ediyorum, kurt adam karakterinin tasarımcısı hangi psikolojik nevrozları anlatmak istiyor acaba...
Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kişisel
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

KISAYOL DOSYALARI

Kısayol dosyaları sayesinde bilgisayarın iç klasörlerindeki bir dosyaya erişmek için her seferinde onlarca kez tıklamak zorunda kalmıyoruz. Bunun en yaygın örneği "C:\Program Files" altındaki programlara kısayolları vasıtasıyla Başlat menüsünden ya da masaüstünden erişebiliyor olmamızdır. Bir kısayol dosyasını çalıştırdığımızda; "D:\e\f\g\h\j\k\l\m\n" gibi derin bir yolu her seferinde geçmek zorunda kalmadan sanki o çok içteki klasöre girip de o dosyaya tıklamışız gibi hedef dosya çalışıyor. 

PROBLEM

Kısayolları güzel güzel kullanırken bütün kısayol dosyalarınız birden işe yaramaz hale gelebilir. Nasıl mı? Bilgisayar bu ya, bir işlem yapıyorsunuz ve "C:" sürücüsünün harfi kazara "D:" olarak değişiyor. Eyvah! Onca kısayolunuz artık işe yaramayacak. Çünkü artık "C:\Program Files" diye bir klasör yok, "D:\Program Files" var. Yahut da -daha yaygın bir örnek- bir klasörü taşımanız gerekiyor ve bu klasör altındaki dosyaların başka yerlerde kısayolları var.

ÇÖZÜM

Çözüm olarak ya tek tek tüm kısayollara tıklayarak Windows'un bütün kısayolları sırayla düzeltmesini sağlayacaksınız ki, Windows bunu her durumda beceremez. Örneğin bir klasörü başka bir sürücüde daha değişik bir göreli konuma taşıdığınızda...

Yahut da "Toplu Kısayol Tamiri" isimli bu küçük aracımızı kullanacaksınız:

Toplu Kısayol Tamiri v0.0

NOT: AutoIt3 (v3.3.0.0) ile yazılmıştır. Kaynak kodu, simgesi ve GUI formu içindedir.

 

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Programlama Programlar Sadece Burada Var
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Tam bir yıl sonra bu yazıyı okuyacağım. Acaba o zamana kadar hayatımda neler değişecek? Daha doğrusu, ben ne kadar değişeceğim?

İnsan elbette ölene kadar sürekli değişim içinde olabilir. Bu, korkulacak bir şey olmasa gerek. Hatta daha 'kâmil' olmaya doğru bir yolculuk olarak görülüp sevinç vesilesi bile yapılabilir. Fakat bazen çuvalın altı delinebiliyor. Yani bazı şeyler var ki, 'iki kuma' gibi birini diğeriyle bir arada tutmak öyle kolay olmuyor. Bir cephede kazanırken bir de bakıyorsun ki, öteki cephede zayiat var. Bu noktada bir muhasebe yapma ihtiyacı hissediyor insan. Artıda mıyım, ekside miyim? İyi mi ettim, kötü mü ettim?

 

'Geçen' seneden beri çok şey 'geçti' başımdan, aklımdan, kalbimden ve üzerimden... Yoğunluğun boyutunu anlatmak için "20 yılıma bedel bir yıl" demeyi düşünmüştüm bu yıl için. (Belki o kadar da değil...) Bu yaşa kadar birike gelen bir duygu-düşünce sistemim vardı/var. Daha önceleri de çok inişli çıkışlı bir iç dünyam vardı, ama bu sene daha farklı oldu. Kimisi buna 'açılmak' diyecek, kimisi 'bozulmak'... Kimisi 'inkişaf' diyecek, kimisi 'inhiraf'... Soru şu ki: Ben ne diyeceğim? Bir şey 'derken' referansım ne olacak? 'Duruş'um, 'bakış'ım ve 'görüş'üm şu 'analog fikirler' dünyasında hangi noktada olacak?

 

Farklı dallardan, farklı görüşteki yazarlardan kitaplar okudum bu yıl... (Belki bu da bir arayışın tezahürü idi.) Sonra farklı kişilerle de tanıştım, vizyonum bir nebze değişti. Alışık olmadığım fikirlerin beni cin gibi çarpmasıyla irkildim ve yalpaladım zaman zaman... Sonra bizim 'kürkçü dükkanı'nın ne kadar da emin bir yer olduğunu fark ettim. Teorik olarak doğru gibi gözüken zanna dayalı bilgilerin pratize edildiğinde zayıflığının ve hakikatten uzaklığının nasıl da ortaya çıktığını seyrettim, tecrübe ettim. Ve bu seyirler sonrasında; aslında fikirlerin hiç de analog olmadığına, tabiri caizse 1 ve 0'lardan ibaret 'ikili' bir dünyada yaşadığımıza ve her şeyin temelde bu kadar keskin ayrıldığına hükmettim. Sonra tabi ki, yine 'bizim', yine 'emin' kürkçü dükkanı...

 

Şimdi ne desem? İçimdeki dinmez med-cezirler kayayı sağlamlaştırdı mı desem, yoksa toğrağı aşındırdı mı? Her ikisi de mümkün. Fakat -varsa- kazanımlarla birlikte kayıpların olduğu da kesin... Ee, ne yapalım? Oturup ağlamak fayda edecek mi? Hayır! Öyleyse çok iyi bir durum değerlendirmesi yapıp hataları tespit etmeli ve sonraki adımları ona göre atmalı. Zannediyorum yapılacak en makul iş budur.

 

Ama bu değerlendirmeyi yaparken... Hayır! Sadece bu değerlendirmeyi değil, her hangi bir şeyle ilgili her hangi bir 'değerlendirme' yaparken öylesine geniş bakabilmeliyim ki, tüm bağlardan çözülerek tartabilmeliyim. Zamanın çarklarına göre dönmemeliyim, mekânın/ortamın durumu düşüncemin önünde perde olmamalı. Her sele kapılmamalıyım. İçinde yaşadığım şu dünyaya dışından bakabilmeliyim. İçinden çıkmam mümkün olmayan zamana bilmem kaç asır sonrasından bakabilmeliyim. Buradan bakınca bir gözümle tâ ahireti görürken, bir gözüm yaratılış gününe kadar uzanabilmeli. Bu arada dünyanın ve zamanın içinde, burnunun dibinde olmayı da casusça bir sinsilikle avantaj olarak kullanabilmeliyim.

 

Yine dönüp dolaşıp Alın Yazısı'nda söylediklerime geldim anlaşılan... Zaten bazen kendi kendime fısıldarım o mısraları... Bir ilaç gibi, bir teselli gibi, bir akit tazeleme gibi:

 

Hem canlı kanlı 'yaşamalı';

Herkesten daha dolu,

Herkesten daha doğru...

Hem de iyi 'anlamalı';

Bir yandan, sonuna kadar yaşamışçasına kendinden emin,

Diğer yandan, hiç yaşamıyormuş gibi bağlardan azade...

 

Ne yapalım, 'Her şey aslına rücû eder.' Görülen o ki, o motto bana gerçekten uyuyor:

 

Dün, dünle gitti cancağızım;

Bugün yeni şeyler söylemek lâzım...

 

 

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Kişisel
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Active@ Boot Disk v4.1.4 + Hiren's BootCD 9.9 + Acronis BootCD Reanimator 4.2009 + DrWeb Live CD

Boyut: 582 Mb

Bir kurtarma CD'sinde bulunmasını isteyeceğiniz her şey var. Bir kaç tane Windows PE, DOS, onlarca ayrı araç...

Linkler:

part1

part2

part3

part4

part5

part6


MultiBoot Disk'in İçindekiler


Version: 19.06.2009 FINAL
Platform: Windows NT / 2000 / XP / Vista / DOS
Language: English, Russian (Sadece ana menüde Rusça var, problem değil)
MD5: 669154C2B9EB328ED56ED963DCFAB091

 

  • DrWeb Live CD (19.06.2009 )
  • Hiren's Boot CD 9.9
  • Acronis BootCD Reanimator 4.2009
  • Active@ Boot Disk Windows Edition
  • Active@ Boot Disk DOS Edition
  • Active@ Boot Disk DOS Edition

 

Arama
  Ara
Takip
Sayfalar
Tag Bulutu
Bağlantılar