Hani uzun yıllar sonunda edindiğimiz
bazı tecrübelerimiz vardır ya... Tek bir cümle ile ifade edilecek kadar
yalındır, ama bizim için altından-gümüşten ve de kibrit-i ahmerden daha
kıymetlidir ya... O tecrübeden uzak birisi için belki anlamsız, belki de saçma
bir fikirdir; ama bizim için ölene kadar yolumuzu aydınlatacak bir hayat
prensibidir, bir düsturdur ya... İşte yazar, iletişimle ilgili böyle kıymetli
tecrübelerinden bahsediyor.
Yazar, "Âyinesi iştir kişinin" sözüne
katılıyor, "lafa
bakılmaz"kısmının da doğru olduğunu fakat yanlış
anlaşıldığını ifade ederek konuya giriyor. İletişimle ilgili tecrübelerini ve
görüşlerini bizimle paylaşıyor.
Dili akıcı. Hatta yazı dilinden çok
konuşma diline benziyor. Bu arada bazı cümlelerin dilinin düşük olmasına
takılıp fikirlerin yüksekliğinden mahrum kalmayın, derim. Örneklerle, başından
geçen hikayelerle de fikirlerini açıklıyor.
Özellikle etkin dinleme ile ilgili
söyledikleri benim çok hoşuma gitti. Şu kadar söyleyeyim; eğer burada kitaptan sadece bir yeri alıntı yapacak
olsaydım, 'Etkin Dinleme Becerisi' kısmını alırdım. Ha bir de Terence'in
sözü...
Alıntılar
"İnsanlara nereye gideceklerini
söyleyip, oraya nasıl gideceklerine kendilerinin karar vermelerini sağlarsanız,
alınacak sonuçlara hayran kalırsınız." [General George Patton]
"Aynı dili konuşanlar değil, aynı
duyguları paylaşanlar anlaşabilir."[Mevlana]
"İnsanoğlu bir gariptir, her sözü
kaldırmaz.
Eşek dersin kızar, binersin hiç aldırmaz." [bilinmiyor]
Mesajın Doğru Kodlanması
Mesajın kodlanması, kitle iletişiminde
de önemlidir. Zaten iletişim profesyonelleri bu kodlamayı büyük bir ciddiyetle
ve hassasiyetle yaparlar. Yaparlar yapmasına ama bazen onlar da çuvallarlar.
Bir reklam vardı, fındık reklamı. Çoluk
çocuk bütün ülke insanının ağzında o reklam sloganı: "A-ga-ni-gi,
Na-ga-ni-gi". Hatırladınız umarım. O kadar profesyonel bir reklam ama
reklam yayınlandıktan sonra fındık satışlarında yükselme bir yana düşüş
gözlendi. Zira insanlar kuruyemişçiye gidip yüz gram fındık istemeye utanır
oldu.
"Ağabey 100 gram fındık."
Kuruyemişçi bıyık altından tebessüm
edip: "Aganigi naganigi..."
"Yok ağabey, kolestrolü de
düşürüyor... Neyse kalsın."
Mesaj doğru kodlanmazsa kaş yapacağım
derken göz çıkarabilir.
İletişim Türleri
Dünyanın yaratılışından bu yana inançsız
insan olmuş mudur acaba?
Dinsiz insanlar olmuş, Tanrı'ya ya da
tek Tanrı'ya inanmayanlar olmuştur... Ama onlar da Tanrı'nın varlığını yok
sayarak başka bir şeye inanmışlardır galiba. Her inanç sistemi beraberinde bazı
iletişim biçimlerini getirmiştir. Namaz kılmak, kiliseye gitmek, ağlama
duvarında ağlamak, sinagoga gitmek ya da bir ikonun, bir ineğin önünde
eğilmek... Bütün bunlar da birer iletişimdir. Yani metafizik iletişim.
Cinsellik de bir iletişimdir. İnsanların
tensel ve duygusal birleşmeleri bir iletişim biçimidir.
Yolda giderken bir yemeğin kokusunu
hatırlamanız da bir iletişimdir.
"Kahkaha, içsel bir koşudur." [Norman Cousins]
Beden Dili
"Gülerken göbeği oynamayan adamın
samimiyetin inanmam." [Çin Atasözü]
Dilinizin söylediği ile yüreğinizin
söylediklerinin yüzünüze yansıması gerekiyor. Allah insan yüzünü "kendi
varlığının bir yansıması" olarak ifade ediyor. Öyleyse yüzümüz iletişimde
daha sorumlu.
Yüz
"Beyefendi
bana bir küfür eder misiniz?"
Adam şaşırdı. "Estağfirullah hocam,
nereden çıktı bu?" dedi. Şaşkın vaziyetteydi.
"Sabahtan beri yüzünüzle bana küfür
ediyorsunuz." dedim usulca.
Biraz mahçup oldu adam.
"Hocam" dedi, "Benim yüzüm böyledir, ne yaptıysam
değiştiremedim."
"Değiştirmen gerekiyor." dedim,
yumuşak bir ses tonuyla... "Hiç bir şey bilmiyorsan 'ce' de!"
Adam bir "ce" dedi,
bıyıklarının altından gözükmedi. Oysa benim dediğim "ce" dudak
kenarlarının kulaklara doğru gittiği "ce" idi. Neyse...
İkinci günün sonunda o beye
"ce" dedirtmeyi başardım.
İnsan yüzü çok önemli.
Tabi her yüzde anında tepki almak mümkün
olmuyor. Ben bir profesör ağabeyime bir fıkra anlatmıştım günün birinde, hoca
üçgün sonra gülmüş hem de katıla katıla...
Gözler
Bir ressam arkadaşa sordum. "Bir
portre çizerken en çok nerede zorlanıyorsunuz?" "Gözlerinde"
dedi ressam dostum, "Çünkü gözlerdeki mana insanı insan yapıyor."
Ölçülü Tepki Vermek
Geçenlerde tramvayla yolculuk yaparken
orta yaşlı bir adamın sürekli olarak bana baktığını fark ettim. Bir dakika, iki
dakika, üç dakika...Baktım bakış devam ediyor. "Herhalde birine
benzetti." dedim içimden. Sonra ben de başımla selam verdim ona. Selamı
verince aniden başını çevirdi. Meğer şaşıymış, bana bakmıyormuş ki... Siz yine
de hoşlanmadığınız davranışlara ölçülü tepkiler verin ve sonuca ulaşın.
Dokunmak
Çocuk, anne ve babayı dokunma ile
hisseder. Bir ast, kendisine dokunan üstüne her zamankinden daha fazla
bağlanır.
Tabii dokunma da kültürden kültüre
değişmektedir. Türkiye'de hemcinslerin birbirine dokunması yaygın iken batıda
bu olay tam tersidir. Batılıların bir çoğu hemcinslerine fazla dokunmaz, ama
bunun yanında karşı cinslerin birbirlerine dokunmaları yaygındır.
Dış Görünüş
Dış görünüşün de bir dili vardır ve
insanlar ilk kez karşılaştıkları bir insana ilk notu dış görünüşten verirler.
Karşı tarafın dış görünüşte ilk dikkatini çeken bölgeniz ayaklarınızdır. Sonra
da ayakkabılarınız.
Sizin gibi, benim gibi biri...
"Yazıyı Sümerler buldu."
Doğru... Ama hiçbir zaman bir milyon Sümerli bir araya gelip yazıyı bulmadı ki...
Bir tane Sümerli çıktı sizin gibi benim gibi ya da başkaları gibi bir tane adam
ve dedi ki:
"Arkadaş sen konuşuyorsun, ben
konuşuyorum, bu böyle olmuyor. Bu problemi kökten değiştirecek bir çözüm
bulalım ve semboller ile duygularımızı düşüncelerimizi anlatalım."
İşte böylece yazı bulundu, dünya
değişti. Bugün yazı olmasaydı, dünya üzerinde bir çok medeniyetin gelip
geçtiğini, yaşlı dünyamızın bir çok medeniyeti eskittiğini söyleyebilir miydik?
Söyleyemezdik tabii.
Baktığı Tarafa Dönmek
Vücudumuzla nereye yöneldiğimizi belli
etmek çok önemli.
Genellikle bu noktada çok büyük hatalar
oluyor. Mesela biri bize seslendiğinde sadece başımızla ona döneriz. Oysa
seslenen arkadaşa bütün vücudumuzla döndüğümüzde, onu daha fazla etki altına
alma, onunla daha iyi iletişim kurma şansımız olabilir. Hem bu, muhatabımızı
ciddiye aldığımızı gösterir.
Güveni Korumak
İnsanlara karşı yıkıcı ve gereksiz
eleştirilerde bulunmak, karşımızdaki insanlara öğüt vermek ve onları ikna
etmeye çalışmak, bir şeye şiddetle karşı çıkmak, hemfikirmiş gibi görünmek ya
da yorum yapmak da iletişimde güven azaltan unsurlardır. Yalan söylemiyor
olabilirsiniz ama insanların güvenini kaybetmemeniz için bu uyarılara da kulak
asmanız gerekiyor.
Bebek Masumiyetinde İletişim
"Ondan bir aynaya bakar gibi
insanların yaşamlarına bakmasını ve kendisine diğerlerinden örnek almasını
istedim." [Terence,
MÖ 190]
Acaba zaman zaman insan olduğumuzu
unutuyor ve kendimizi çok mu abartıyoruz? Yüksek başlıklı koltuklarımızda,
büyük masalarımızın arkasında, arabaların içinde, lüks evlerimizde ve bütün
dünyaya sahip olsak da hüç tükenmeyen ihtiraslarımızda...
Seçici Davranmak
Toplumlar iki bileşenden oluşur:
Kitleler ve azınlıklar.
Kitlelerin dini, ruhu, şuuru, mantığı,
amacı, hedefi yoktur. Kuru bir kalabalıktır ya da daha kaba bir tabirle
yığındır. Kitlelerin bir tek dertleri vardır: Az üretmek ve çok tüketmek,
durmadan tüketmek. İletişim profesyonelleri bu gerçeğin (bu zaafın mı
demeliyim?) farkında oldukları için mesajlarını kodlamada bu hassas noktaları
göz önünde bulundururlar.
Kitlenin dışında kalan toplum kesimi ise
azınlıklardır.
Azınlıklar; düşünen, sorgulayana, insani
değerleri olan kişilerdir. Bu kişiler, kitle iletişiminde iletişim
profesyonellerinin gönderdiği mesajlardan hemen etkilenmez, sorgulayarak ve
elimine ederek mesajı alırlar. Yani seçici davranırlar.
Kelime Dağarcığı
Türkçe'de doksan bin kelime var, ama
bugün istatistiklerin sonucuna baktığımızda bu ülkenin üniversite mezunları,
üniversitelerin de sosyal bilimlerinden mezun olanları üstelik, günlük
hayatlarında beşyüz kelime ile konuşuyorlar.
Bitmedi. Üniversitelerin fen
bölümlerinden mezun olanlar ise dörtyüz kelimeyle konuşuyor. Ve fecaate bakın
ki, lise mezunu bir kadın günlük hayatında ikiyüz kelimeyle konuşuyor.
Konuşmak
Konuşmak insana aittir ve kaçınılmazdır.
İnsanın, insana insanı anlatabilmesinin, yani iletişimin en sesli olanıdır.
Bundan dolayı da konuşmak kaçınılmazdır.
Etkin Dinleme Becerisi
Etkin dinleme becerisi, kişinin
öncelikle empatik düşünme becerisini geliştirmesiyle pekişir. Empatik
dinleyici, mesajın önyargı vb. etkenlerle tahrif edilmesine izin vermeden,
doğrudan mesajın kendisine ulaşır. Böylelikle kişi, mesaj hakkında daha
sağlıklı değerlendirmeler yapabilme imkanını elde eder.
Alıcının mesajı tam olarak anlayabilmesi
için mesajın içerdiği anlamın yanısıra, mesajdaki duygusal öğenin de farkına
varabilmesi gerekir. Çünkü çoğu kez, mesajın içeriği mesajın altında yatan
duygulardan çok daha önemsizdir. Bu yüzden, karşı tarafın mesajını anlayabilmek
için, mesajın altında yatan sözkonusu duyguyu sezebilmek gerekir. Mesajla
ilgili duygusal öğeler de daha çok ses tonu, mimikler ve beden hareketleri gibi
sözsüz iletişim unsurlarıyla dile getirilmektedir. Bu unsurların her birine
dikkat edilmesi, mesajın tam olarak anlaşılması ve etkin bir dinlemenin ortaya
çıkması için şarttır.
Alıcının gönderdiği mesaja karşı erken
sayılabilecek değerlendirmelerde bulunması, etkin dinleme faaliyetini olumsuz
etkiler. Böyle bir tavır, aynı zamanda karşı tarafın savunmacı bir tutum takınmasına
da yol açacaktır. Değerlendirildiğini ya da eleştirildiğini düşünen kişi
rahatsızlık duyacak elinden gelenin en iyisini ortaya koyma çabası içine
girecek ve gösterdiği performansı tatmin edici bulamadığı zaman da iletişim
kurmaktan kaçınmaya başlayacaktır. Bununla birlikte mesaj gönderenin, olumlu
tepki aldığında da suni tepkiler göstermesi ve iletişim sürecini olumsuz
etkilemesi olasıdır.
"Eğitim, hemen hemen herşeyi
öfkelenmeksizin ve kendine güvenini kaybetmeksiniz dinleme yeteneğidir." [Robert Frost]
Başkalarının Hikayesine Önem Vermek
"Konuşma sanatını bilen adam
düşündüklerinin hepsini söylemez, fakat söylediklerini düşünür de söyler."
Aristoteles'in tavsiyesi yabana atılır
bir öneri olmasa gerek. Çünkü insanlar eleştirilmekten de çok hoşlanmıyor. Yani
en fazla eleştiriye açık olduğunu söyleyen insan bile toplum içinde
eleştirilince önemli ölçüde rahatsız oluyor. Mesela birisini toplum içinde
bozuyorsunuz... Adam çıkmış konferans veriyor... Oradan sesleniyorsunuz:
"Hey Ali, kardeşim fermuarını çekmeyi unutmuşsun!" diyorsunuz.
Ali'nin gerçekten de bir dalgınlık eseri olarak kürsüde fermuarı açık. İnsanlar
içinde bunu ifade ettiğinizde bundan dolayı bozuluyor, üzülüyor, arkasını
dönüyor, fermuarını çekiyor. Ali, ömrünün sonuna kadar senin fermuarını açık
bırakacağın günü bekliyor. Yani insanlar bu konuda bir gayret sarfederler.
Eleştirildikleri için aynı eleştiriye benzer bir noktada sizi de eleştirmek
isterler. Ve bu açığı bulurlar da nitekim. İnsanların onuruna önem vermek,
değer vermek lazım. Her insanın bir fikri vardır. Her insanın bir hikayesi
vardır ve her insanın hikayesi kendince önemlidir. Sizin için önemli olan
hikaye başkası için belki çok şey ifade etmez. Ama o hikaye, sizin için çok
önemlidir. Bundan dolayı insanların hikayesine önem vermek lazım.
"Mutluluk; maldan, mülkten değil,
bizim bunlara verdiğimiz değerden gelir. İşinizden değil, işiniz karşısındaki
tutumunuzdan gelir. Başarıdan değil, bu başarının elde edilmesiyle ulaştığımız
gelişmeden gelir." [Storm Jameson]
Başarılı İletişim için Değişim Şart
Tıpkı Prof. Dr. Arman Kırım'ın dediği
gibi "Mor ineğin akıllısını yaratmak zorundayız." Delilikle ilgili
birçok tanım okudum bugüne kadar. Ama bir tanesi çok hoşuma gitti. "Aynı
şeyi yapıp farklı sonuç beklemek, deliliktir."