Okulun kütüphanesinden aldım ve
finallere aldırmadan bi çırpıda okudum. (ya da bi kaç çırpı diyelim)
Kitap, Linux'un mucidi-yazarı-babası
olan Linus Torvalds'ın hayatını anlatıyor. Sıkıcı/soğuk bir biyografi
çalışması değil, çünkü anlatan Linus'un kendisi. Bir sohbet havasında
bitiveriyor koca kitap.
Sıkıcı değil dedim ama, kitap yazma
fikrinin nasıl çıktığını anlatan tiyatrovâri ilk kısmı bitirmeden kitabı
bırakıyor
dum az kalsın. Çok sıkıcı ve gereksiz
gelmişti çünkü. Sonra takip eden bölümlerin tiyatro tarzı yazılmadığını gördüm
ve kitaba bir şans daha verdim. Sabrettim, okumaya devam ettim.
İlk bölümün daha ilk sayfaları,
fikrimi değiştirmeye yetti: gerçekten"okunası
kitap"tı. Linus'un esprili (belki sadece
bilgisayar tutkunlarının espri anlayışı bağlamında esprili) üslubu, yaşanmış
bir devrimin öyküsünü daha bir cazibeli kıldı. Kitap aktı, gitti. Son
kısımlardaki bilişim hukuku/felsefesi yüklü sayfalara kadar da zevkle devam
etti. Son sayfalar da belki kötü değildi, ama beni pek açtığını söyleyemem.
Linus, hayatımızdaki motivasyon
kaynaklarını basitçe 3 maddede özetliyor. (Bu, kendi kuramı tabii ki...) :
1 - Yaşamda var olmak
2- Toplumda bir yeri, itibarı olmak; bir
topluluğun parçası olmak.
3- Eğlenmek
Linux'un nasıl olup da gönüllü binlerce
kişi tarafından bu kadar benimsenerek hiç para almadan geliştirildiğini bu
bağlamda açıklıyor. "Bilgisayarı olan herkes az-çok "yaşamda
var" olacak refah seviyesindedir. Bilgisayar delileri, gününü odasına
kapanıp bilgisayarının başında geçiren kişiler olduğu için Linux için kod
geliştirdiklerinde hem bir oluşumun parçası olmak suretiyle toplumsallaşma
güdüsüyle güdülenmiş oluyorlar; hem de bu onlara zevk veriyor,
eğleniyorlar." diyor.
Elbetteki anlatmaya daha öncesinden,
tâ çocukluğundanbaşlıyor.
7 yaşındayken, İstatistik profesörü olan
dedesinin onu kucağına oturtup klavyeden bilgisayara yazılması gereken
istatistikle ilgili şeyleri girdirdiğini...
Dedesi öldüğünde ise bilgisayarın yeni sahibinin
tartışmasız kendisi olduğunun ailece kabul edildiğini...
10 yaşlarında, akranları bilgisayarla
henüz tanışmamışken, Assemblydiliyle kendisine bilgisayar oyunları yazdığını...
Çocukluğunu bilgisayar başında oturarak
ve (tâ üniversitede asistan olana kadar) kız arkadaşı olmadan geçirdiğini...
Annesinin "Linus'u
yetiştirmek çok kolay oldu. O dolabında bilgisayarıyla sürekli haşir-neşirdi.
Arada bir içeri makarna atarsanız mutlu oluyordu." dediğini...
Bilgisayar sektörünün donanımlar
açısından ilerlemesiyle bilgisayarını yükseltme gereksinimi duyduğu için
taksitle bilgisayar aldığını...
3 yıl boyunca ödeyeceği taksitlerin 1
yıl sonra Linux çıktığında Linux severler arasında toplanan parayla
ödendiğini...
Linux projesinin ilk başta kendi kişisel
kullanımı için bir terminal emülasyonu olma niyetiyle oluştuğunu...
İşletim sistemine dönüşünce ona hem
FreeX'i çağrıştıran hem de sefiller manasına gelen Freaks ismini vermeyi
düşündüğünü...
"Hayatımı değiştiren kitap" dediği "Operating Systems - Design
and Implementation" kitabının yazarı ve Minix'in de
programcısı olan Andrew Tanenbaum ile e-posta listelerinde
yaşadıkları gerginlikleri...
Linux kullanıcı kitlesi çığ gibi
büyürken artan şöhretin kendisini pek de değiştirmediğini (ama şöhretin iyi
bişey olduğunu)...
Ve günün birinde -belki 20 yıl sonra-
Linux'un devrinin de kapanıp yerine Fredix ya da Diannix gibi bir isimle yepyeni fikirlerle yeni bir
işletim sisteminin çıkmasını memnuniyetle karşılayacağını...
Yine de o gün, işlerin eskisi gibi
olmayacağını, Linux'un dünyaya önceden yapılamayacağı iddia edilen yeni bir
şeyler öğrettiği gerçeğinin kendisine huzur verdiğini...
Ve hayatıyla, gelişmeler karşısındaki
tavrıyla, piyasayla ve hacker'larla ilgili daha birçok ayrıntıyı
kitabında paylaşıyor.
Mesleğini seven ve eğlenceli bulan tüm
bilgisayar tutkunlarına tavsiye ederim;
Yalnızca eğlenmek için...